Unutmak da acı verir.

Anneannem ve dedemin beş kız ,bir erkek çocuk sahibi olmasıyla dört teyze, bir dayı ,dört enişte, bir yenge, on bir kuzen, torunların damatları ,çocukları derken 38 kişiye ulaşan ve her yıl yeni bireyler dünyaya getirmeye devam eden zamana uyum sağlayıp whatsap grubunda çatır çatır yazışan ,bağları kuvvetli moderlesmeye çabalayan geniş bir aileyiz biz.
Yaşlarına ve bulundukları çevreye göre modernleşen dünyaya fazlasıyla ayak uydurmuş ,gece manitayla kapı önünde buluşmaya göz yummuş, kızlarının manitalarının instagram keşfine dahi çıkabilen çılgın ailem. (Ki bu insanlar gençliğini mum ışığında çaydanlığa kılıf örerek ,düğünlerde bakıştığı çocukla flörtleşmeye başlayıp annesi babası istemeye gelince sevgili oldugunu anlayan, hatta sevgili olmadan nişanlı olan, ortaokuldan çıkınca yatılı işlerde bir ay tarlalarda çalışan, muzla ancak 10 yaşında tanışan,bayram için alınan lastik ayakkabısıylla uyuyan bir nesilden bahsediyorum).
Kendini mükemmel gören arkalarından dedikodu yapan aileleri hunharca eleştirip aralarından eksilenin arkasından hemen bişeyler konuşan melek yüzlü ailem.Gelenekselleşen deniz turları, günler yapan ,düğünde bayramda küçücük bir odada on kişi yatabilen ve bunu yapmaktan çok büyük keyif alan, küçülen kıyafetleri üç nesil aktardıktan sonra görünürde yenidoğan yoksa ancak atan (genelde arka arkaya cocuk yapma sebebimizin bu oldugunu düşünüyorum. Küçük gelen elbise ziyan mı olsun yani) canım anne tarafım.
Hersey çok mükemmeldi anneannem dedem sağlıklı , mutlu , ekip biçen insanlardı. Sülalede hiç küslük, boşanma ne bileyim kötü hiçbir şey yoktu ama zaman insafsızca aktı. Anneler otururken çocukları oyalama görevini üstlenenler büyüdü, onlarda doğurdu falan zaman aktıda aktı yani. Ardından dedemde alzheimer basladı. Anneannemde dedem kimde kaç gün kimde kalsın, şimdi sıra kimde krizleri olmaya başladı.Miras tartışmaları (miras dedigimde köyde iki göz ev, iki tarla) da ona keza.
Herkese vuran kötü kader bizede yüzünü göstermeye başladı. Eee haliyle olması muhtemel şeyler olmuştu. Ama dedem bütün bu aileyi yavaş yavaş hafızasından sildi. Baktı adam bu kadar insanı derdi düğünü, nişanı hatimi ,mevlüdü yeter dedi kademeli kademeli ilişkisini kesti herkesle. Önce en yenilerden başladı silmeye hafızadan. Kızlarını torunlarını haliyle damatları torunların çocuklarını falan gitti bitti.
_Kimim ben dede taniyor musun beni ?
-ben falan falancanin kiziyim
-evet benim dedem o
-.aaaa ben nerden biliyim bu kadar insan kimsiniz adınızı yazın bari üstünüze .
diyordu.O zamanlar anneannemi her zaman tanıyordu. Eski anılarını saatlerce anlatıyordu. Bi gece evden cikip 20 yıl önceki ineğini aramaya çıktığında herşeyin daha kötüye gittiğini anlamıştık. Artık dahada kötüsü aynadaki kendini tanımıyor ve önünden çekilip gitmesi için onunla kavga ediyordu.
Her zaman zayıf bir adamdı zaten dedem ama iyiden iyiye bitti tükendi. Eskidende anneannemin her yaptığı yemeğe bir eleştiride bulunurdu. Yaşamak icin yiyenlerdendi yani. Ama artık hiç bişey yemez oldu.Haplarını bile yutamadığından şikayet ediyordu. Suyu bile sadece içine şeker atıp içebildi ve mamalarla beslenmeye basladı. Zaman kimseye acımadığı gibi onada acımadı. Artık tamamen kimseyi tanıyamaz hale geldi. Haplarını yutamadıkça hastalık ilerlemeye devam etti. Herkese bağırıp çağırmaya başladı, tuvalet sorunu ortaya çıktı etrafındakilere ona yardım etmeye çalışanlara akla hafsalaya gelmeyen küfürler etti. Eve gelen herkese kızmaya söylenmeye başladı. Anneme kafa bile attı. Artık yanına oturamaz, vereyim dede bir dal sigara diyemez ,askerlik anilarini anlattıramaz olduk. Anneannem onun bu yavaş yavaş bitişini gördükçe ağlamaktan kendini tüketti. Geçen gün bende bu tuvalet problemli gecelerden birine tanık oldum. Dedemin üç kızı onu kaldırıp tuvaletini yaptırtmaya üstünü değiştirtmeye çalışırken dedemin ettiği küfürleri attığı tekmeleri gördüm. Annemler anlatıyordu ama şahit olunca olaya daha derin bakma ihtiyaci duydum. Babalarından çocukken bir tokat yememiş kızların ona yardım etmeye çalışıken yediği tokatlar tekmeler küfürler gerçekten çok acı bir tabloydu. Kahraman baba figürü artık yardıma muhtaç bir çocuk gibi olmuştu. Hastalığın yeni nüksettiği zamanlarda söylediği şeyler komik gelir gülerdik dedeme şimdi yanında konuşmaya korkar olmuştuk.
Anneanneme de zaman acımamıştı tabi aklı yerindeydi ama kalp tansiyon şeker bütün hastalıklar mevcuttu ondada. Birde aşırı duygusal halleri vardı.Köyden yedi kuşak uzak akrabaların cenazesinde bile poykur poykur aylayıp kendini hasta edebilirdi.Eşi can yoldaşı onun bu çaresiz hallerine hıçkırarak ağlıyordu koltukta o gece. Gidip boynuna sarıldım onu teselli etmeye çalıştım. Ne kadar zordu yıllarca yiyip içip dertlerini anlattığın hatta akıl danıştığın 60 yıl aynı yastığa baş koyduğun adamın şimdi seni tanımaması ve onun için hiçbir anlam ifade etmemen. Gözlerindeki o anlamlı bakışın artık çok boş olması. Yanında ama sanki hiç yanında degilmiş gibi. Bazen çok kötü şeyler yaşarız onları hemen unutmak isteriz unutabildiğimizde ilaç gibidir unutmak bizim için, ama unutmak bazende acı verir insana işte böyle…

Ahu'ca şeyler tarafından yayımlandı

Bazen kalabalıklar içinde yanlız bazen de yanlızlıklar içinde kalabalık...

Yorum bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla
%d blogcu bunu beğendi: